
Başlığa bakıp da heyecan yapanlar ya da fotoğrafa bakıp da baya kalabalık bir outdoor grup olayı (ki hepsi maalesef sap) sananlar varsa, üzülerek belirtmek istiyorum ki; maalesef pek öyle bir yazı olmadı bu.
Everybody dies, we all die, everything we ever care about will disappear, so what's the fucking point of living?

Ani bir gazla ilgilenmeye başladığım blog'uma bir süredir vakit ayıramadım. Bir süre de ayır(a)mayacağım galiba. Geçtiğimiz hafta Oscar'ı ve tören öncesinde açtığım o muhteşem anketi atlattık. Gördüğü yoğun ilgiden dolayı gururlanan anketçiğin sonuçlarını, oy kullanan o büyük kitle belki merak ediyordur diye açıklama gereği duydum, üzülmesinler şimdi. 
He valla ne kaldı? 3-5 gün.. Heyecan dorukta.. Her sene yapmaya çalıştığım şeyi bu sene de yapamadım.. Bir sürü laflar hazırladığım dağıtımcı şirketler nedeniyle yine aday olan tüm filmleri sinemada izleyememiş olmamdan ötürü amacıma tam olarak ulaşamamış olsam da 10 adaydan sadece 2 tanesini olması gerektiği mekanda izleyemeyerek çok yaklaştım sayılır zafere.. Aslında şu an izlemem gereken 3 film var; biri vizyona girmeyi bekliyor; True Grit.. Kalanlardan en çok merak ettiğim de o aslında.. Diğer ikisi de The Kids Are All Right ve Winter's Bone.. Bu ikisini ev ortamında izlemek durumundayım, ayrıca en az merak ettiğim ve en isteksizce izleyeceğim filmler de yine bunlar.. Önyargılı olmak kötü bir alışkanlığım, umarım beni yanıltırlar, sonuçta bir şekilde aradan çıkarmalıyım onları da..